Skip navigation.

URL Gönder

Aşağıdaki formu doldurup 'gönder' düğmesine tıklayın. Sunucumuz alıcıya paylaşmak istediğiniz haberin URL'sinin yer aldığı bir e-posta adresi gönderecektir.

Virgül işaretini kullanarak haberi birden çok dostunuzla paylaşabilirsiniz. Örnek: bir.ad@sunucu.com, ikinci.ad@baskasunucu.com

Alıcı e-posta adresi *
Adınız *
E-posta adresiniz *
* required
Sun setting over the sea while the tide is coming in.

Gel -Git zamanı akşam güneşi denizin üzerine yansıyor...

Büyütmek için tıklayın

Denizlerimiz, yalnızca kar etmek için onu sömüren insanlara karşı uzun süredir savunmasız durumda. Hızlı teknolojik gelişmeler, avlanma için kullanılan teknelerin ve ekipmanların gücü ve menzili, doğanın kendini yenileyebilme yeteneğinin çok üzerinde. Eğer bu tahribatlar kontrol altına alınamazsa, denizlerimiz ve ona bağımlı yaşayan bizler için bu durumun çok ağır sonuçları olacak.

Okyanus yaşamı, mikroskobik planktonlardan en büyük balinalara kadar, değişik şekil ve boyutlardan oluşan inanılmaz bir düzene sahiptir.

Geçmişte olduğu gibi bugün de, birçok tür, insan kaynaklı tahrip edici etkiler ile karşı karşıya.

'Denizlerimizi Savunuyoruz' yolculuğu, bu tehditleri gözler önüne sermeyi, canilikleri önlemeyi ve deniz rezervleri olarak adlandırılan küresel deniz parkları gibi çözümleri teşvik etmeyi amaçlıyor.

Okyanuslarımızın karşı karşıya olduğu başlıca tehditler ise şunları içeriyor;

Endüstriyel balıkçılık

Dev gemiler, son teknoloji ekipmanlar kullanarak, balık sürülerini çok hızlı bir biçimde avlayabiliyorlar. Bu endüstriyel balıkçılık filoları, okyanusların ekolojik limitlerinin de üzerinde avlanıyor. Büyük balık türleri tükendikçe, sıra daha küçük balık türlerine geliyor ve bu durum böyle sürüp gidiyor. (Kanadalı balıkçılık uzmanı Dr Daniel Pauly, eğer böyle giderse çocuklarımızın sadece deniz anası yiyebileceğini söylüyor.)

Açıkça görülüyor ki, her gün daha fazla insan, sayısı giderek daha da azalan balıklar için birbiriyle yarışıyor ve denizlerimizdeki kriz büyüyor.

Hedefdışı Avlanma


  Modern balıkçılık son derce savurgan bir teknik. Her sene balık ağları 300.000’in üzerinde balinayı, yunusu ve domuz balığını öldürüyor. Birçok canlının yaşamı bu ağlarda son buluyor. Üstelik bazı avlanma yöntemleri canlılarla birlikte yaşama alanlarını da yok ediyor. Örneğin dip tarama yöntemi bütün eski derin-deniz mercan resiflerini ve diğer hassas ekosistemlerini de yok ediyor.

Haksız avlanma


Kuzeydeki ticari avlanma alanları çöktükçe, avlanma giderek Afrika ve Pasifik’e kaydı. Kanunları ihlal ederek fiilen balık çalan bu korsanlar, dünyanın en fakir bölgelerinin besin gelirini ve güvenlik ihtiyacını hiçe sayıyor, yasal avlanan filolar ise karlarının çok küçük bir kısmını Afrika ve Pasifik ülkelerine bırakıyorlar.

Balık yetiştiriciliği


Akua kültür (surünleri yetiştiriciliği), deniz ürünleri endüstrisinin geleceğini oluşturacak gibi görünüyor. Ama karides yetiştiriciliği, belki de içlerinde en zararlı, acımasız ve sürdürülebilir olmayan endüstri dalı. Mangrov ormanlarındaki ve kara alanlarındaki yıkıma ve balıkların katledilmesine sıkça tanık oluyoruz.

Somon balığı yetiştiriciliği ise adeta yetiştiriciliğin bir çözüm olmadığını kanıtlıyor. 1 kg somon balığı yetiştirmek için 4 kg somon kullanılıyor.

Küresel ısınma


  Okyanuslar ve barındırdığı canlılar, küresel ısınma ve iklim değişimi tarafından, geri dönülemez bir biçimde etkilenecek. Bilim insanlarının açıklamalarına göre küresel ısınma, deniz suyu sıcaklığını arttırarak su seviyesini yükseltecek ve akıntı yönlerini değiştirecek. Etkileri çoktan hissedilmeye başlandı bile. Bütün deniz canlıları ve balıklar, sıcaklıkların yükselmesine bağlı olarak risk altında ve değişen koşullarda hayatta kalamayacaklar. Örneğin su sıcaklıklarındaki yükselmenin çok geniş mercan alanlarının ağarmasına ve ölmesine neden olacağı düşünülüyor.

Kirlilik


İnsanın denizlere etkilerinden en önemlilerinden biri de kirlilik. En göze çarpan ve aşina olduğumuz ise tanker kazalarının neden olduğu petrol kirliliği. Petrol kirliliği,  etkilerinin büyüklüğü ve çarpıcılığına rağmen, denizlerimize diğer kaynaklardan dökülen toplam kirletici miktarının yanında çok küçük kalıyor. Bu kaynaklardan bazıları; şehirlerin kanalizasyonları, endüstriyel atıklar, iş kazaları, patlamalar, denizlere dökülen çöpler, madencilik, zirai pestisitler, kullanılmayan ısı kaynakları ve radyoaktif atıklar.

Denizlerimizi savunuyoruz


Denizlerimiz konusunda köklü değişikliklerin yapılması gerekiyor. İnsan aktivitelerinin sürdürülebilir olmasını, başka bir deyişle çevreye zarar vermeden, bugünün  ve gelecek nesillerin ihtiyaçlarının karşılanabilmesini sağlamamız gerekiyor. Bu yüzden hükümetlerin denizlerimizin % 40’ını deniz rezervi olarak ayırmaları gerekiyor. Deniz rezervleri, kum, çakıl ve başka mineraller gibi cansız kaynaklarla beraber, bütün canlıların da, zararlı verici etkilerden korunduğu deniz alanları olarak tanımlanıyor.





Akdeniz Orkinosu

Orkinos, 2 metre uzunluğu ile, 700 kilogram civarında olabilen, bir at kadar hızlı gidebilen ve sadece dakikalar içerisinde metalik pulları ile bir mil dalabilen bir canlıdır. Orkinos da aynen bizim gibi sıcak kanlıdır. Orkinosun kendi vücut ısısını ayarlayabilme kabiliyeti kendisinin okyanuslarda göç etmesini, her yıl binlerce mil yüzebilmesi ve değisik durumlarda hayatta kalmasını sağlar. Fakat orkinos, bir zamanlar okyanuslarda var olan krallığını balık endüstrisinin cani tutumu nedeniyle kaybetmektedir.

devamı