Skip navigation.

URL Gönder

Aşağıdaki formu doldurup 'gönder' düğmesine tıklayın. Sunucumuz alıcıya paylaşmak istediğiniz haberin URL'sinin yer aldığı bir e-posta adresi gönderecektir.

Virgül işaretini kullanarak haberi birden çok dostunuzla paylaşabilirsiniz. Örnek: bir.ad@sunucu.com, ikinci.ad@baskasunucu.com

Alıcı e-posta adresi *
Adınız *
E-posta adresiniz *
* required
Dead whale at whaling station, Iceland.

Balina istasyonuna getirilen ölü balina, İzlanda

Büyütmek için tıklayın

Sömürü, hile, tükeniş. Küresel balina avı endüstrisinin ardında yatan aç gözlülük, balina türlerini birbiri ardına yok oluşa götürüyor. Bazı türlerin onlarca yıldır koruma altında olmasına rağmen, hala kurtarılıp kurtarılamayacağı bilinmiyor.

İstatistikler her şeyi anlatıyor; Antarktika’daki mavi balinalar, tam 40 yıldır korunmalarına rağmen hala eski popülasyonlarının % 1 altındalar.  Bazı balina türlerinin sayılarını eskisine döndürmek mümkün, bazılarının ise değil. Yalnızca bir tür,  Doğu Pasifik gri balinaları eski sayısına ulaşmış durumdayken, bu türle çok yakın ilişkili olan Batı Pasifik gri balinalarının sayısı dünyada en kritik olanlardan. Yok oluşun kıyısındalar ve sayıları şu an yalnızca 100’ün biraz üzerinde.

 
Gerçekler ve rakamlar

Eski DNA örnekleri, ticari balina avcılığının etkilerinin, ilk akla gelenden çok daha fazla olduğunu gösteriyor. ABD Stanford Üniversitesi Hopkins Deniz İstasyonundan biyolog Steve Palumbi;  tarihsel balina popülasyonları hakkındaki tahminlerin çoğunun, geçmiş yılların rakamlarından yola çıkılarak hesaplandığını, fakat bu metodun çoğu zaman gerçeği yansıtmadığını belirtiyor.

2003 yılında Palumbi ve meslektaşları, DNA örneklerini kullanarak, 1800’lerdeki ticari balina avcılığının ortaya çıkışından önceki kambur balina sayısını 1.5 milyon olarak hesapladılar. Bu rakam, daha önce IWC (Uluslararası balina avcılığı komisyonu) tarafından 19. yüzyıl kayıtlarına dayanılarak hesaplanan 100.000 rakamının yanında oldukça fazla kalıyor. Günümüzdeki kambur balina sayısı ise sadece 20.000.

IWC’nin Japon delegeleri, sürekli olarak 1990’da yapılan bir hesaplamaya göre, Antarktika minklerinin sayısını 760.000 olarak kabul ediyor. Fakat bu iddia 2000 yılında IWC ’nin kendisi tarafından geri alındı çünkü en son araştırmalarda çok daha az sayıda mink balinası bulundu. Araştırmaların yapıldığı her alanda, yeni sayıları eskilerinin yarısı kadar çıkmakta. IWC ’nin araştırmacıları bu kanıtlara inanmıyor ve şimdiye kadar yeni sonuçların hiçbirini kabul etmiş değiller.


Tüketim, kontaminasyon, felaket !

Avlanma artık  balinalar için tek tehdit değil. Okyanuslar, daha doğrusu insanların okyanuslar üzerindeki etkileri, balinaların korunmaya alındığı yarım yüzyıl boyunca dramatik bir şekilde çok değişti. Balinaların karşı karşıya olduğu bilinen bazı çevresel tehditler; küresel ısınma, kirlilik, aşırı avlanma, ozon delinmesi, sonar silahlar gibi ses kaynakları ve gemi çarpmaları. Endüstriyel balıkçılık, balinaların besin kaynaklarını tehdit ediyor ve ağlarıyla yaşamlarını tehlikeye sokuyor

Eğer balina yemeyi düşünüyorsanız bir daha düşünün. Bazı bölgelerde avlanan ölü balinaların yağlarında, çok yüksek oranlarda, toksik atık olarak sınıflandırılan PCB’ler ve pestisitler gibi çeşitli organoklorinler tespit edildi. Organoklorinlerin, çocukların gelişimine ve üreme sistemine zarar verdiği biliniyor. 

Bütün bu tehditlere rağmen, IWC içinde sayıları giderek artan bazı ülkeler, ticari balina avının acilen tekrar başlamasını kabul ettirmeye çalışıyor. IWC’nin bu yeni ve iştahlı üyelerinden bazıları Benin, Gabon, Tuvalu and Nauru. Bu ülkelerin hepsi, IWC’ye katılmak ve oy birliği programı denilen bir sistemle oy kullanmaları için Japonya Balıkçılık Dairesi tarafından toplandı.

Büyük beklentiler

Balinaların popülasyonunun eski haline dönmesi için beklentiler, ticari avlanmanın dışında,  balinaların denizlerdeki yaşam alanlarının, yüzyıl öncesindeki kadar güvenli olduğu varsayımına dayanıyor. Fakat bu varsayım artık ne yazık ki geçerli değil. Bu yüzden Greenpeace olarak, her tür balina avcılığının acilen durdurulması gerektiğine inanıyoruz.