Birçok deniz ekolojistine göre, bugün denizlerimizin karşı karşıya olduğu en büyük tehdit aşırı avlanma. Balığa karşı gösterilen aşırı talep denizlerin ekolojik sınırlarını aşıyor. Araştırmacılar aşırı avlanmanın denizler üzerinde geri dönüşü olmayan etkileri olacağı konusunda uyarıyor. Balık, gelecekte akşam yemeklerinde her zaman tadamadığımız çok pahalı bir lezzet olabilir.
Balıkların şansı yok
Balıkçılık endüstrisinin çevreye olan etkileri
daha henüz değerlendirilmeden balık sürülerine ulaşmasına izin veriliyor ve bu
konudaki denetlemeler oldukça yetersiz.
Modern balıkçılığın gerçeği, doğanın yerine
koyabileceğinden daha fazlasını avlıyor olması. Dev gemiler son teknoloji sonar
sistemlerle balık sürülerini kolayca avlayabiliyor. Gemiler yüzen birer fabrika
olarak donatılmış; balık paketleme makineleri, devasa dondurucu sistemler ve
okyanus tabanını süpürmeye yarayan ekipmanlar.
Deniz
yaşamı sağlığının denetimi
Bir ekosistemin sağlığının en iyi
göstergelerinden biri olan avcı türlerin popülasyonları çok düşük seviyelerde
ve çoğumuzun yemeyi sevdiği ton, kalkan, marlin, morina, kılıçbalığı gibi
birçok tür endüstriyel balıkçılığın başladığı 1950’lilerden beri çokça
avlanıyor. Bu avcı türlerin tükenmesi, denizlerimizde, ticari değeri olan
balıkların yerini planktonla beslenen küçük balıkların almasına neden olabilir.
Bu yüzyıl içinde, balıkların insanlar tarafından tüketildiğini ve yerini
denizanalarını aldığını dahi görebiliriz.
Bu değişimler, denizlerin ekosistemlerini ve
ondan geçimini sağlayanların bugününü ve geleceğini tehdit ediyor.
Balıkçılığın
çöküşü
Aşırı tüketim ve kontrolsüz balıkçılık daha
şimdiden görülmeye değer iflaslara neden oldu. 40,000 çalışanın işsiz kalmasına
neden olan Kanada, Newfoundland’teki morina balığı işletmesi buna bir örnek.
Kuzey ve Baltık denizlerindeki morina balıkları da aynı şekilde yok oluşa doğru
gidiyor.
Balıkçılık endüstrisi uzun vadeli çözümler üretmek yerine gözünü
Pasifik’e çeviriyor fakat bu tabi ki çözüm değil. Politikacılar ise bilim insanlarının,
bu avcılık faaliyetlerinin nasıl yönetilebileceği ve balık türlerinin
sürdürülebilir bir şekilde nasıl ihtiyacı karşılayabileceği konusundaki
önerilerini görmezden geliyor.